Dr.Serdar H. ERDOĞAN

Nobel Ödüllü Lider Mentoru

Dr.Serdar H.ERDOĞAN


Endüstriyel hayatına 2000 yılında başlayan ve birçok sektörde deneyim sahibi olarak, sektöründe lider Renault, Henkel, Paxar, Avery Dennison, Mondi Packaging, IDT gibi uluslararası üretim firmalarının yöneticilik ve kurulum aşamalarında çalıştı.


Çalışmaları sonucu, uluslararası ödüller aldı. Ödüllerinden birisi Dünya'da ve Türkiye'de, ilk ve tek İnovasyon, Kalite, Teknoloji, Yönetim alanındadır. Bu ödülü alanlar Walmart, Aramco gibi Dünyaca bilinen sektör liderleridir.


Yurt dışı konusunda çalışmalar yapmış, Batı Afrika ülkeleri olan Gine, Gabon, Senegal, Nijerya, Fildişi Sahili ile birlikte, Körfez ülkeleri ve İran'da farklı iş birlikleri, ithalat, ihracat, transit ticaret ve yatırım konusunda çalışmaları olmuştur.
Yurt dışında 12.000 m2 kapalı alana sahip AVM'lerin yetkisini alarak, kurumsal satışları, yerel markaların yurtdışına çıkmaları konusunda çalışmalar yapmıştır. Bu dönemde gayrimenkul değerleme, konut, arsa, turizm yatırımları konusunda uluslararası çalışmıştır.


Yurt içi ve yurt dışındaki iş insanlarının Türkiye'de yatırımlarının yönetilmesi, yatırım teşvik, hibe, kredi, Tübitak, Kosgeb, Ekonomi bakanlığı, Kalkınma Ajansı teşvikleri ile ilgili çalışmalar yapmıştır.


Stratejik Yönetim ve Gelişim Danışmanı olarak çalışmalarına devam etmekle birlikte, Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte Sosyal Sorumluluk Faaliyetlerine destek vermektedir.

Ayrıca Global ödül aldırdığı QUALLES markasınında kurucusudur.

Me

Gerçekleşen Çalışmalar

Endüstriyel hayatımın 20 yılı içerisinde kazandığım deneyimler ile, en iyi çözümleri, onların çözüm ortağı olarak ve sürekli işin mutfağında kalarak iş insanları ve çalışanları ile yakın çalışmalarım neticesinde, bugüne kadar tamamlanmış olan tüm işlerim ile ilgili konu başına yüzdesini aşağıda görebilirsiniz.



İş Eşleştirme 99,4%
Pazar Araştırması 100%
Projeler 97,6%
Dış Ticaret 100%
Fon Yönetimi 98,1%
Yatırım Yönetimi 99,2%

YÖNETİM DANIŞMANLIĞI

Stratejik Yönetim Danışmanlığı ile gelecek vizyonlu olarak sektörde söz sahibi ve gelecek vizyonlu kurumlar oluşturduk.

TEŞVİK ve HİBELER

Kurum ve kuruluşların proje ve gelecekte yapmak istedikleri için KOSGEB, AB, Kalkınma Ajanslarının finans kaynaklarına ulaşmaları için yardımcı olduk.

SEÇİM DANIŞMANLIĞI

STK ve Siyasi seçimlerde adayların başarı yakalayabilmeleri için stratejik planlar çıkardık ve uyguladık.

DIŞ TİCARET

Ürün yada servislerle ile ilgili tüm ulaştırma ve bankacılık operasyonları ile ilgili A'dan Z'ye servis verildi.

FON YÖNETİMİ

Projeler yada şirket için yatırımcı yada ortak çalışmaları ile ilgili özel fon çalışmalarını yaptık.

YATIRIM YÖNETİMİ

Yurt içi ve yurt dışından yatırımcıların, yatırım yapmak istediği sektör yada konularda köprü olduk.

İŞ EŞLEŞTİRME

Ürünleriniz yada servisleriniz ile ilgili yurtiçi ve/veya yurtdışındaki firmalarla buluşması sağlandı.

PAZAR ARAŞTIRMASI

Üretici ve hizmet firmalarının pazarlarını geliştirmesi için, servis verdiğimiz ülkeler yada ürün bazlı avantaj sağlayacağınız hedef ülkeler için araştırmalar yapıldı.

İNŞAAT ve AVM PROJELERİ

Yurt içi ve yurt dışındaki projeler için Pazarlama, Satış çalışmalarının yanı sıra yükleneci yada pazara giriş desteği verildi.

0
Proje
0
Dış Ticaret
0
Portföy
0
Toplantı
  • NOLUR SİZ KURUMSALLAŞMAYIN!

    NOLUR SİZ KURUMSALLAŞMAYIN!
    NOLUR SİZ KURUMSALLAŞMAYIN!


    Başlık konusunda belirli bir kesime hitap edilmesini özellikle istedim zira bu işi layığı ile yapanlara ayıp olmasın.

    Şöyle geriye baktığımda 1998 yılında başladığım endüstriyel hayatımda 20 yılı devirmişiz. Bu çalışmalarımın birçoğu ise uluslararası, sektöründe lider, Dünya üzerinde 80 den fazla şubesi olan, üretim hizmeti veren firmalar.

    Benim için büyük bir şans olan Renault, Henkel, Avery Dennison… gibi sektör lideri ve dev firmalarda iş hayatım süresince sürekli öğrendim.

    Bir girgül koyarak buradan bir mesaj vermeyi önemli buluyorum. Bu kısmı, özellikle genç kardeşlerimiz iyi okusunlar. Öğrenmek için, çalışma yıllarımın ilk senelerinde bile iki vardiya üstlendim ve birlikte kiraladığımız eve haftada birkaç gün gidebilirdim.

     Bu yüzden title ve maaşı 2. Plana bırakın, yaptığınız işi iyi öğrenmeye bakın. Title da, maaş’ta hatta işi kendiniz kurarak bile gelir kendisi gelir. Önemli olan bir konuda uzman hatta otorite olmaya bakın.

    Gelelim konumuza;

    Sektör liderleri şirketlerin kendi içerisinde birbirine çok benzeyen ancak, işin niteliği ve iş yapma şekillerinde ki ülkesel ve karakter farklılıkları, onların kimliklerini açığa çıkarmaktadır. Maalesef bizim ülkemizde, geneli için konuşursak ‘’kurumsallaşma danışmanlığı’’ hizmetleri veren firmalar / kişiler basma kalıp ve tek düze bir firma ayarı yaptığı için kurumsallaşma birçok örnekte başarısız olmaktadır.

    Diğer yandan kurumsallaşmada geç kalmış ve ülkenin yüksek büyüme trendinde, nakti kaynağı ve zamanı varken, gerçekleştirmeyen firmalarımızın da bu zamanda bunu gerçekleştirmeleri çok zor. Geçtiğimiz bu sıkıntılı dönem içerisinde varsa kurumsallaşma çalışmalarınızı durdurmanızı tavsiye ederim.

    Bu arada dışarıdan bakacağınız için, danışman yada kişiden aldığınız profesyonel desteği de sorgulayın. Sizi yansıtmayan kurumsallaşma çalışması ilerlemez/bitmez/kalıcı olmaz.

    Bu dönemde likiditeye ulaşmak zordur. Daralan ekonomi, yüksek faiz ve paranın reel ekonomiye geçişteki zorlukları nedeniyle, Pazarlama ve Satış süreçlerinize ağırlık verin. Nakit akışınızın azalacağı dönemde girdilerinizi artırmanın yollarına bakın.

    Konsantrasyonunuz bu konuda olsun.
    Pazarlama çalışmalarınızda özellikle Ticari Pazarlama çalışmalarınıza hız kazandırın.
    Her firmanın gideceği yol haritası farklı olduğu için, yapılması gerekenler konusunda bilgi almak isterseniz mesaj gönderebilirsiniz. 


    Twitter / Facebook / Instagram / @SerdarErdoganPR

  • ENFLASYONLA MÜCADELE TOPYEKÜN YAPILIR

    ENFLASYONLA MÜCADELE TOPYEKÜN YAPILIR
    ENFLASYONLA MÜCADELE TOPYEKÜN YAPILIR


    Bildiğiniz üzere, enflasyonla mücadelesinde Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Berat Albayrak Bey’in açıklamaları ve diğer bakanların açıklamaları ile yüksek volatilite sonrası piyasaları moral olarak destekleyecek tedbir kararlarını gördük.

    Temel olarak verdiği mesaj, enflasyonla mücadelenin sadece merkez bankası, maliye ve hazine bakanlığı.. gibi kurumların değil, topyekûn olarak yapılması gerektiğidir ve anlamlı bir mesaj olmuştur.

    Verilen mesajların içeriğine baktığımızda, önümüzdeki yaklaşık 3 ay için enflasyonun ani salınım yapmasının önüne geçmek gibi görebiliriz.

    Üreticiler için En önemli vurguları ise;

    1. Elektrik ve doğalgaz gibi enerji kalemlerinde değişiklik olmayacağı,
    2. Yüksek kredi faizlerinin 10 puan düşürülmesi,
    3. İşletmelerimizin kullanacakları TL cinsinden kredilerine, yüzde 14'e kadar finansman desteği,
    4. İhracat yapacak olan KOBİ'lere 200 bin dolara kadar 180 gün vadeli Libor oranında desteği oldu.

    Tüm bu çalışmalardan çıkardığım mesajlar ise ;

    • Ekonomi, sadece hazine ve maliye bakanlığının mücadelesi değil, diğer bakanlıklarında mücadelesidir.
    • Moral açısından mesaj taşımaktadır. Maliyet artışlarındaki dengeleme ile psikolojik algının da düzeltilmesi amaçlanmıştır.
    • Bakanlıklar kendi yapabileceklerinin mesajını net vermişlerdir.
    • Enflasyondaki temel ürün olan, gıda üzerindeki baskının hafifletilmesi için temel göstergeler, zincir marketlerde %10 indirim, gıda da yeni hal rejimi gibi yaklaşımlar olmuştur.
    • Yeni hal rejiminin bir diğer mesajı ise çokça bahsedilen ‘’yapısal reformların’’ da yeni düzenlemelerle hayata geçeceğidir.


    Yapılacak çalışmaların 3 ay için sınırlandırılması, maliyet baskısını kontrol altında tutarak, 3 ay içerisinde yapısal reformların devreye gireceğini düşünmekteyim.


    Twitter / Facebook / Instagram / @SerdarErdoganPR

  • ŞİRKETLERİN KRİZ DÖNEMLERİNDE YAPMASI GEREKENLER

    ŞİRKETLERİN KRİZ DÖNEMLERİNDE YAPMASI GEREKENLER
    ŞİRKETLERİN KRİZ DÖNEMLERİNDE YAPMASI GEREKENLER


    Öncelikle ŞİRKETLERİN KRİZ DÖNEMLERİNDE YAPMASI GEREKENLER başlığı çokça duydunuz ve sinir bozucu da olabilir. Haklısınız!

    Dönemsel olabilen bu süreçlerle ilgili sektörel yada firmalar bazında bu tarz olaylar yaşanabilmektedir. 

    Olayların nedenlerine bakıldığına;
     
    -Yönetimsel 
    -Yatırımsal
    -Sektörel olarak 3 ana grupta problem yaşadıklarını görmekteyiz. 

    Yönetimsel olarak: Şirketlerin genellikle kurumsal yapılarının olmayışı yada yapıyı by-pass ederek, kararlar alınmasından ve sonuçların yanlış çıkmasından kaynaklanmaktadır. 

    Yatırımsal: Yanlış zamanda ve/veya yanlış konularda yatırım yapılması ile şirketin finansal borçlanma yada nakit akış değerlerindeki güçlü bozulmalar nedeni ile  gelir-giderlerine oluşturduğu krizdir. 

    Sektörel: İlgili paydaşların bozuk ödeme yapısı, ar-ge / yeni çözümler yapmaması, kar marjının düşmesi, pazar payının azalması şeklinde görülebilir.  

    Çözüm yolları için formüller bellidir ancak belli olmayan şirketin hangi tip yada tiplerde bu bozulmayı yaşadığıdır. 

    Öncelikle teşhis ve tedavi mantığı ile ilerlemesi gereken çözümlerin, sürekli olması önemlidir. Rekabet ortamının artıp, gelirlerin azaldığı ve son 3 yıldır global de sıkılaşan para politikaları ile de kar marjlarının da düşmesi normaldir.

    Twitter / Facebook / Instagram / @SerdarErdoganPR


  • ENDÜSTRİ'NİN DARALAN GLOBAL EKONOMİ İLE İMTİHANI

    ENDÜSTRİ'NİN DARALAN GLOBAL EKONOMİ İLE İMTİHANI
    ENDÜSTRİ'NİN DARALAN GLOBAL EKONOMİ İLE İMTİHANI

    Başlığı seçmekte biraz zorlandığımı söylemekle yazıma başlamak istiyorum. Global’de yaşanan gelişmeler %60-70  hammadde ve ara ürünü ithal eden endüstrimiz için yoğun bir döneme girilmiş durumda.

    Bir önceki yazımda, kur baskısı ve enflasyon kısımlarına değindiğim kısımları atlayarak, endüstriyel sektörün üzerindeki baskılardan bahsedeceğim. Önceki yazımı okumak isteyenler buraya tıklayın.

    Gelelim konumuza;

    Bugün sanayi üretim verileri açıklandı. Buna göre Mayıs ayı için Yıllık sanayi verisi %6,4 lük artış gösterirken yine aynı ay için bir önceki yıla göre aylık bazda, %1,6 azalma gösterdi. Büyüme içerisindeki yüksek teknolojili ürünler kalemindeki yıllık %12,2 artış dikkat çekiciydi.

    Verileri yorumlayacak olursak;

    Yıllık genel duruma baktığımızda, mevsimsel şartların düzenlenmesi ile birlikte imalat sanayinde artışın görülmesi gayet sevindirici. Bununla birlikte önümüzdeki ay bu rakam biraz gerileyebilir.

    Üretim içerisindeki %12 lik teknolojik ürün artışı esas sevindirici geliştirmeyi oluşturuyor. Türkiye’nin teknolojik olarak dönüşümünün öncü verileri de diyebiliriz.
    İlk etkilerini de dövizde gerilemeye şahit olduk. Ancak aylık gerilemenin önüne geçmek için daha yapılması gereken konular var.

    Yatırımcının çok zorlandığı bir konu olan sanayi arsa maliyetlerinin yüksek olması başta geliyor. Bununla birlikte yakın zamanda yapılan bir açıklama ile, organize sanayilerin doluluk oranına göre arsa bedellerinde ciddi bir rahatlama olacağa benziyor.

    Dünya’da artan enerji maliyetleri, enerjiyi ithal ettiğimiz için, ülkemizde daha çok etki ediyor. Bu fiyatlarda yapılacak olan çalışmalar ile enerji girdilerinin düşürülmesi, üretimin artması yönünde fayda sağlayacaktır. Güneş ve Rüzgar enerjisi ile ilgili çalışmalarda, fiyat yönetiminde alternatif oluşturmakta.

    Yüksek kur ve faiz oranları ise yatırımcının gözünü korkutan en büyük konu. %20 yi aşan faiz oranları ile yatırım riski artmakta. Bu nedenle, üretimlerin büyük kısmının ihracata yönelik, yurt dışı ortaklık ya da yabancı sermaye girişinin sağlanması büyük önem taşımakta. Kaldırılacak olan OHAL ile birlikte yabancı yatırımın ülkeye çekilmesinin hızlandırılması gerekecektir.

    Özellikle yeni kurulan takasbank ile paradan bağımsız olarak altın hesabı üzerinden elektronik ortamda ödeme yapılması son derece güzel bir haber oldu. Dolar yada Euro nun mevcut baskılarından bir nebze olsa rahatlatacak ve ticari ödemelerde kullanılabilecek olması en büyük avantajı olarak gözüküyor.

    Twitter / Facebook / Instagram / @SerdarErdoganPR




  • TÜRKİYE'NİN YENİ YÖNETİM ŞEKLİ ÜZERİNE NOTLAR

    TÜRKİYE'NİN YENİ YÖNETİM ŞEKLİ ÜZERİNE NOTLAR
    TÜRKİYE'NİN YENİ YÖNETİM ŞEKLİ ÜZERİNE NOTLAR


    Bilindiği üzere, yeni yönetim modeli ile Türkiye şu anda Stratejik Yönetim Modeline ulaşabilmek adına, ‘Değişim Yönetimi’ ne başlamıştır.

    İkisi de yeni kavramlar, bunu biraz anlatayım. Ne de olsa 2006 yılından bu yana Stratejik Yönetim konusunda uluslararası mecralarda hem uyguladık hem de ödüller aldık.  

    Öncelikle Değişim Yönetimi tanımına girmek gerekiyor. Değişim Yönetimi, endüstriyel hayatta rakiplerinizin önüne geçmek için yapılan bir çalışma modelidir. Bu model ile ‘Biz neyi yapmadık ve rakibimizi geçemedik?’ sorusu ile başlayan süreçler bütünüdür.

    Bu soru etrafında yapacağınız tüm çalışmalar, sizin organizasyon, departmanlar yapınızı özellikle teşvik eder. Sizin de göreceğiniz üzere, bakanlıklar birleştirildi, revize edildi, sayısı düştü ve yeni birimler oluşturuldu ve devam ediyor.

    Her zaman şirketlere yaptığımız uyarıyı burada yinelemek lazım. Değişim Yönetimi, profesyonellerce yönetilmesi gereken süreçler bütünüdür.

    Stratejik yönetim ise, gelecek planlı olarak, bütçenizi potansiyelinizi ortaya koyarak ve hedeflerinize göre planlayarak rakiplerinizin arasında kendinizi konumlandırmak olacaktır.

    Bu yönetim modeli ile, sürekli olarak performans izlenerek, hedefler görsel olarak yönetilir ve tüm süreçleriniz ağırlıklı performans yönetimi ile an be an takip edilir.  Zihin bulanıklığı olmasın, zira 12 senelik birikim çok geniş.

    Strateji Sun Thuzu denilen Çinli bir adam sayesinde ilk kez adlandırıldığı söylenir. Der ki, Eğer stratejinizi iyi kurguladıysanız, savaşmadan kazandınız demektir.

    Eğer, strateji iyi kurgulanırsa zaten güçlü Türkiye olarak yerimizi daha başlamadan alırız.

    Yeni dönemde açıklanan bakanlıklar ve ofisler ana dinamikler olacağa benziyor. Ofisler strateji oluşturup bakanlıklara verecek, operasyonları ve sonuçları ile ilgili aksiyonlar bakanlıklar mecrasında olacak. Ayrıca bakanlıklar yine strateji önerip, karşılıklı gözden geçirilebilecek.

    Türkiye’nin birikmiş birçok beklentisine ilk hareket yönetim anlayışı ile ilgili. Üretimsel olarak uygulanan yalın üretim, 6 sigma tekniklerinin hem operasyon hemde ofis ortamlarında uygulanması tasarruf tedbirleri açısından iyi olacaktır.

    Bakanlıklar ilgili iki beklentim vardı, kurgu açısından ülkeye ciddi faydaları olacağını düşündüğüm;

     İletişim Başkanlığı yerine Bakanlığı
         Kültür ve Eğitim Bakanlığı

    İletişim Bakanlığı, Türkiye nin hem içeride hem de dışarıdaki yoğun gündemi için iletişim yönetimi ve karşı iletişim yönetiminin yapılması, yerli iletişim ve sosyal medya platformlarının oluşturulması, diğer bakanlıkların iletişim stratejilerinin ortaya koyulması…

     Reuters’in verilerinde Türkiye’de sosyal medyadaki haberlerin %49’u yalan haber olduğu ve insanları yanıltmak amaçlı yapıldığı söylenmektedir. Aslında bu bile iletişimin ne denli önemli olduğunu gösterebilir. Bir diğer konu ise, kullandığımız iletişim platformu ile istihbarat işlemleri çok daha rahat yapılabilmektedir.

    Kültür ve Eğitim Bakanlığı içinse, Turizm ayrı bir bakanlık ya da başkanlık olabilir. Turizm dediğinizde ekonomik girdi kuramında bir yapı aklımıza geliyor ancak Türkiye gündemini takip edenlerin göreceği üzere, birçok kültüre sahip olan ülkede, yıpratma ve uzaklaştırma çalışmalarının önüne geçilebilecek tek yöntem eğitimdir. 

    Örf anane ve geleneklerimizi eğitimle aktarabildiğimiz ve özellikle ‘Batı Kültürü’ altında yoğun saldırı altından kalkabileceğimiz eğitimin kültürle birleştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle hem hedef kültürümüze göre eğitim sistemimiz revize olur, hem de kültürel varlıklarımızı daha aktif anlamız için eğitim sistemine yedirilmiş olur.

    Bu nedenle karar vermemiz gereken konu, Nasıl bir Kültür istediğimizdir.

    Konu çok geniş yazılacak birçok konu var ama şimdilik burada bitirmek istiyorum. Tekrar yeni sistemin ülkemize hayırlı olmasını ve kabineye de başarılar diliyorum.

    Facebook / Twitter / Instagram / SerdarErdoganPR


  • EKONOMİ SAVAŞLARI ve GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER

    EKONOMİ SAVAŞLARI ve GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER
    EKONOMİ SAVAŞLARI ve GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER 


    Gün geçmiyor ki ABD Başkanı Trump efendinin aldığı radikal kararlar, global de kızgınlığı artırmasın ve ABD karşıtı bir haleti ruhiye içerisine sokmasın.
    AB’ ye karşı getirilen çelik ve mamülleri için ek vergi – ki neyseki kalktı ama tekrar gelmeyeceği anlamına gelmez- AB tarafından çok büyük tepki ile karşılandı, hatta Almanya şansölyesi Merkel tarafından büyük bir şiddet ile yapılan tüm ortaklıkları gözden geçirircesine olmuştu.

    Türkiye, ABD’nin bu uygulamasına da sessiz kalmadı ve belirli kalemlerde ek vergiler getirdi.

    Trump bu sefer daha önceden de açıkladığı gibi kancayı Çin’e taktı. Bu ek vergiler ise Trump efendinin, "teknoloji hırsızlığı ile adaletsiz ticaret uygulamaları" nedeni ile getirdiği dillendirilmekte ve 50 milyar dolarlık verginin ilk paketi geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

    Buna göre, ilk paket savunma, havacılık ve imalat sektörlerinde 818 adet kalemin %25 ek vergi ile taçlandırılması oldu.

    İkinci paketinde Ağustos sonu itibariyle yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu arada Çin de boş durmayacak ve misilleme yapacaktır.

    Trump efendinin Dünya Ticaret Organizasyonu üyeliğinden ayrılmak istemesi de bu işlere tuz biber ekiyor.

    Bu hamlelerde gelişmekte olan ülkelerin ekonomi okumasını nasıl yapalım?

    Global ekonomiye bakalım önce;
    Mevcut ekonomi A ülkesinin hammaddeyi ürettiği, B ülkesinin yarı-mamüle çevirdiği, C ülkesinin mamüle çevirdiği, D ülkesinin satışını yaptığı tedarik zincirlerinden oluşmaktadır. Şimdi bu zinciri test etmeye yönelik adımlar başlıyor.

    Gelen ek vergiler ile Çin ‘in en büyük müşterisi olan ABD’deki ilgili sektörler ürünü getiremeyeceği için, ya bunu iç taleple ya da diğer ülkelerden tedarik alarak çözmek zorunda kalacak.

    Bunun içinde yarı mamül ya da hammadde alımı için iç piyasada yüksek fiyatlar, tedarik kapsamında ülke dışına itecek. Bu nedenle Çinli firmaların menşei değiştirme işlemlerine ağırlık verme ve y.dışında yeni şirketler açma hızında artış göreceğiz.

    Bu nedenler Çin’li şirketleri ülkemizde faaliyetlerini iyi yönetmeliyiz. Daralan pazarlarında uygun tedarikler yaparak, satın alma maliyetlerimiz düşebilir.

    Diğer taraftan, tedarik etmekte zorlanacağı ürünleri satarak, döviz girdisi elde edilebilecektir.

    Yaşanan gelişmelere göre,  Çin’deki büyüme kaybı %0,2 civarında olacağı bekleniyor.

    Diğer yandan, doların daha içine kapanık bir hal alması ve merkez bankasının bu yıl 2 defa daha faiz artırımına gitmesi, yükselen faizlerle doların piyasa yerine, bankalarda toplanacağı, bununda piyasada para maliyetlerini artıracağı yönde.

    Gelişmekte olan piyasalara baktığınızda, kazancın faiz üzerinden olması, ilgili ülkelere yatırımcı çekme cazibesini de ortadan ortadan kaldıracaktır. Bu da paraya ulaşmadaki zorluğu artıran gelişmelerden birisi olacaktır.
    Yine dolarda yaşanacak parite yükselmesi nedeni ile ithalatın yüksek fiyatlı girdisi, tedarik zinciri içerisinde, perakende fiyatlarını da arttıracaktır. Bu nedenle bizim gibi üretimin %60-70’i ithalat odaklı gelişmekte olan ülkelerde enflasyon artışı olacaktır.

    Bu zor zamanları aşmak için, iyi bir stratejik aksiyon planı alınması gerekiyor. Bu plan için 4 ana başlık;

    1-Değişen müşteri pazarlarına girmek,
    2-ABD ve Çin li firmalar için cazibe noktası olmak
    3-Menşei değişimleri için cazibe oluşturmak

    4-Alınan diğer kararlar için çok hızlı adaptasyon sağlamak  şeklinde olmalıdır.

      Twitter / Facebook / Instagram / @SerdarErdoganPR
    1. Facebook grubuma katılmak ve bilgi almak ister misiniz?

      Katılmak için linki tıklayın ve talep gönderin.

      Blogger tarafından desteklenmektedir.
      TWITTER

      @SerdarErdoganPR

      FACEBOOK

      SerdarErdoganPR

      INSTAGRAM

      SerdarErdoganPR

      SNAPCHAT

      SerdarErdoganPR

      MEDIUM

      @SerdarErdoganPR

      E-MAIL

      PR@SerdarErdogan.com.tr