• EKONOMİ SAVAŞLARI ve GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER

    EKONOMİ SAVAŞLARI ve GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER
    EKONOMİ SAVAŞLARI ve GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER 


    Gün geçmiyor ki ABD Başkanı Trump efendinin aldığı radikal kararlar, global de kızgınlığı artırmasın ve ABD karşıtı bir haleti ruhiye içerisine sokmasın.
    AB’ ye karşı getirilen çelik ve mamülleri için ek vergi – ki neyseki kalktı ama tekrar gelmeyeceği anlamına gelmez- AB tarafından çok büyük tepki ile karşılandı, hatta Almanya şansölyesi Merkel tarafından büyük bir şiddet ile yapılan tüm ortaklıkları gözden geçirircesine olmuştu.

    Türkiye, ABD’nin bu uygulamasına da sessiz kalmadı ve belirli kalemlerde ek vergiler getirdi.

    Trump bu sefer daha önceden de açıkladığı gibi kancayı Çin’e taktı. Bu ek vergiler ise Trump efendinin, "teknoloji hırsızlığı ile adaletsiz ticaret uygulamaları" nedeni ile getirdiği dillendirilmekte ve 50 milyar dolarlık verginin ilk paketi geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

    Buna göre, ilk paket savunma, havacılık ve imalat sektörlerinde 818 adet kalemin %25 ek vergi ile taçlandırılması oldu.

    İkinci paketinde Ağustos sonu itibariyle yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu arada Çin de boş durmayacak ve misilleme yapacaktır.

    Trump efendinin Dünya Ticaret Organizasyonu üyeliğinden ayrılmak istemesi de bu işlere tuz biber ekiyor.

    Bu hamlelerde gelişmekte olan ülkelerin ekonomi okumasını nasıl yapalım?

    Global ekonomiye bakalım önce;
    Mevcut ekonomi A ülkesinin hammaddeyi ürettiği, B ülkesinin yarı-mamüle çevirdiği, C ülkesinin mamüle çevirdiği, D ülkesinin satışını yaptığı tedarik zincirlerinden oluşmaktadır. Şimdi bu zinciri test etmeye yönelik adımlar başlıyor.

    Gelen ek vergiler ile Çin ‘in en büyük müşterisi olan ABD’deki ilgili sektörler ürünü getiremeyeceği için, ya bunu iç taleple ya da diğer ülkelerden tedarik alarak çözmek zorunda kalacak.

    Bunun içinde yarı mamül ya da hammadde alımı için iç piyasada yüksek fiyatlar, tedarik kapsamında ülke dışına itecek. Bu nedenle Çinli firmaların menşei değiştirme işlemlerine ağırlık verme ve y.dışında yeni şirketler açma hızında artış göreceğiz.

    Bu nedenler Çin’li şirketleri ülkemizde faaliyetlerini iyi yönetmeliyiz. Daralan pazarlarında uygun tedarikler yaparak, satın alma maliyetlerimiz düşebilir.

    Diğer taraftan, tedarik etmekte zorlanacağı ürünleri satarak, döviz girdisi elde edilebilecektir.

    Yaşanan gelişmelere göre,  Çin’deki büyüme kaybı %0,2 civarında olacağı bekleniyor.

    Diğer yandan, doların daha içine kapanık bir hal alması ve merkez bankasının bu yıl 2 defa daha faiz artırımına gitmesi, yükselen faizlerle doların piyasa yerine, bankalarda toplanacağı, bununda piyasada para maliyetlerini artıracağı yönde.

    Gelişmekte olan piyasalara baktığınızda, kazancın faiz üzerinden olması, ilgili ülkelere yatırımcı çekme cazibesini de ortadan ortadan kaldıracaktır. Bu da paraya ulaşmadaki zorluğu artıran gelişmelerden birisi olacaktır.
    Yine dolarda yaşanacak parite yükselmesi nedeni ile ithalatın yüksek fiyatlı girdisi, tedarik zinciri içerisinde, perakende fiyatlarını da arttıracaktır. Bu nedenle bizim gibi üretimin %60-70’i ithalat odaklı gelişmekte olan ülkelerde enflasyon artışı olacaktır.

    Bu zor zamanları aşmak için, iyi bir stratejik aksiyon planı alınması gerekiyor. Bu plan için 4 ana başlık;

    1-Değişen müşteri pazarlarına girmek,
    2-ABD ve Çin li firmalar için cazibe noktası olmak
    3-Menşei değişimleri için cazibe oluşturmak

    4-Alınan diğer kararlar için çok hızlı adaptasyon sağlamak  şeklinde olmalıdır.

      Twitter / Facebook / Instagram / @SerdarErdoganPR
    1. 0 yorum:

      Yorum Gönder

      Facebook grubuma katılmak ve bilgi almak ister misiniz?

      Katılmak için linki tıklayın ve talep gönderin.

      Blogger tarafından desteklenmektedir.
      TWITTER

      @SerdarErdoganPR

      FACEBOOK

      SerdarErdoganPR

      INSTAGRAM

      SerdarErdoganPR

      SNAPCHAT

      SerdarErdoganPR

      MEDIUM

      @SerdarErdoganPR

      E-MAIL

      PR@SerdarErdogan.com.tr